Peygamber
Efendimiz (sav)'in Namaz ve Abdest ile İlgili
Sözleri
Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine
göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu: "Beş vakit namazın benzeri, sizden
birinizin kapısı önünden akıp giden ve her gün
içinde beş defa yıkandığı bol sulu bir ırmak
gibidir."
(Müslim, Mesâcid
284)
Osman İbni Affân radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "Kim güzelce abdest alırsa,
o kimsenin günahları tırnaklarının altına
varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar."
(Müslim, Tahâret 33.
Ayrıca benzer rivayetler için bk. Nesâî, Tahâret
84; İbni Mâce, Tahâret
6)
Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i benim şu
abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm.
Sonra da şöyle buyurdu: "Bir kimse bu şekilde
abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır. Onun
namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan
kazanç sayılır."
Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe radıyallahu anh
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle
buyururken işittiğini söyledi: "Güneş doğmadan ve
batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme
girmeyecektir." Resûl-i Ekrem bu sözüyle sabah ve
ikindi namazlarını kastetmişti.
(Müslim, Mesâcid
213-214. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât
9)
Cündüb İbni Süfyân radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "Sabah namazını kılan kimse
Allah'ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu!
Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni
sorguya çekmesin."
Cerîr İbni Abdullah el-Becelî radıyallahu anh
şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'in yanında idik. Dolunay halindeki aya
bakarak şöyle buyurdu: "Siz şu Ay'ı güçlük
çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça
göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki
namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa,
kesinlikle kaçırmayıp kılınız." Buhârî'nin bir
rivayetinde: "Resûl-i Ekrem, Ay'ın on dördüncü
gecesi Ay'a bakmıştı" denilmektedir.
İbni Mes'ud radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: Hangi
ameller daha faziletlidir? diye sordum. "Vaktinde
kılınan namaz" buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim.
"Ana babaya iyilik etmek" cevabını verdi.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının
farzından önceki dört rekat ile sabah namazının
farzından önceki iki rekatı hiç terk etmezdi.
(Buhârî, Teheccüd 34.
Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü'l-leyl
56)
İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "Cemaatle kılınan namaz, tek
başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha
faziletlidir."
İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "İslam beş temel üzerine
bina kılınmıştır: Allah'tan başka ilâh olmadığına
ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik
etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla
vermek, Allah'ın evi Kâbe'yi haccetmek ve Ramazan
orucunu tutmak."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem'i şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Ne
dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir
olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa
yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?" Sahâbîler: O
kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler.
Resûl-i Ekrem: "Beş vakit namaz işte bunun
gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip
yok eder" buyurdular.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem'i: "Gerçekten kişi ile
şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır"
buyururken işittim.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i:
"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde,
abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve
ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün
nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın"
buyururken işittim.
(Buhârî, Vudû' 3;
Müslim, Tahâret 35)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Ben
dostum sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle
buyururken işittim: "Mü'minin nuru ve beyazlığı,
abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır."
(Müslim, Tahâret 40.
Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret
109)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Şirk ile İlgili Sözleri
(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O'na
ortak koşmandır.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
130)
Allah (z.c.hz.)leri buyurur: "Bir adam bilse ki
Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk
etmedikçe, Ben onu affederim."
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 329/1)
Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade
korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir
ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için
amel etmesidir.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 163/6)
Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede
karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti,
adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten
dolayı da buğz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi
ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah Teala
buyurdu ki:"Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana
tabi olun ki Allah da sizi sevsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 215/16)
Peygamber
Efendimiz'in Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili
Sözleri
Atâ el-Horasân anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Musâfaha
edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin,
hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki
düşmanlık bitsin."
(Muvatta, Hüsnü'l-Hulk
16, (2, 908))
"Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve
kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah
nezdinde en sevimsiziniz de arkadaşların arasını
açanlardır."
(İhya'u Ulum'id-Din
Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
"Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin
tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız.
Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah'ın
kulları kardeş olunuz."
(Müslim İhya'u
Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2,
s.407)
Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine
acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda
benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman,
diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli
hastalığa tutulurlar.
(Buharî, Edeb 27;
Müslim, Birr 66)
Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin
tutmayınız, birbirinize çirkin sözler
söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz,
kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin.
Allah'ın kulları kardeşler olunuz.
(Buhari ve Müslim;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, s. 315)
İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk,
Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.
(Kütüb-i Sitte, 10.
cilt, s.141)
Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse,
komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe
imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve
ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin
veya sussun.
(Buhârî, Edeb, 31, 85;
Müslim, Îmân, 74-75)
Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor:
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah
için buğzetmektir (sevmemektir)."
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "İki kardeş (iki arkadaş) iki el gibidir, biri
ötekini yıkar.
(İhya'u Ulum'id-Din
Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2,
s.365)
Ebu Musa'dan (şöyle demiştir): Peygamber (S):
"Mü'min ile mü'min (birbirine karşı) duvar
gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar" buyurdu da
bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip
sımsıkı kilitledi.
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken
Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2
syf.569)
Ebu Musa (el-Eş'ari-R)'dan rivayet edilmiştir:
Peygamber (S) " Mü'minin mü'mine dayanışması,
parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren bina
gibidir" buyurdu.
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken
Yayınları, İstanbul
1987)
"Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse
komşusuna eza etmesin".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken
Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13
syf.6009)
Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (S)
şöyle buyurdu: "Allah'a ve son güne iman etmekte
olan kimse konuklarına ikram etsin. Yine Allah'a
ve son güne iman etmekte olan her kişi hayır
söylesin yahud sussun".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken
Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13
syf.6009)
Ebu hureyre'den haber verdi ki, Peygamber (S)
şöyle buyurmuştur: "Sizleri zandan sakındırırm.
Çünkü zanla söylenen sözler yalanı daha çok
olandır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve
işitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem hayatınızı
da araştırmayınız. Birbirinize hased etmeyiniz,
birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz,
birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey
Allah'ın kulları, birbirinizle kardeşler
(mesabesinde) olunuz!".
(Sahih-i Buhari ve
Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken
Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13,
syf.6046)
"Kim bir işe girişmek ister de o hususta
Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu
işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.'
"Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yiyip
tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir."
(Ebu Davud, Edeb 52,
kütüb-i sitte, 6.cilt s.
325)
"Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse,
kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter."
(Ukbe r.a. Kütüb-i
Sitte, 1.cilt, sf.
368)
"Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi
kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer
maruftur."
(Tirmizi, Hz. Cabir'den
rivayet etti, Kütüb-i Sitte2.
Cilt)
...Ebu Hüreyre (Radiyallahü anh)'den rivayet
edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kim bir
müslümandan dünya kederlerinden bir keder
giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden
bir keder giderecektir. Kim de müslümanı örterse
Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim bir
fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona
dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir. Kul,
(din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah
da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda
ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona
Cennet'e giden bir yolu kolaylaştıracaktır.
Allah'ın evlerinden birisinde toplanıp Kur'an
okuyarak onu birbirlerine öğreten her cemaatı
melekler ziyaret eder, onların etrafından
dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı
iner, ilahi rahmet onları kaplar, katında bulunan
melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar.
Ameli yüzünden geri kalan bir kimse nesebi (nin
şerefi) ile sür'at alamaz."
(İbni Mace/ 1. cilt/
syf.389)
Peygamberimiz
(sav)'in Kardeşinin Kusurlarının Araştırmamakla
ilgili sözleri
"Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. O'na
zulmetmez onu yalnız bırakmaz, bir kimse Müslüman
kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona
yardım eder. Bir kimse bir Müslümanın sıkıntısını
giderirse, Allah da kıyamet günü onun
sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din
kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet
gününde onun ayıbını örter."
(Tecri'di Sarih:7/360;
Riyazüs-Salihin:1/284)
"Birbirinizin özel ve mahrem hayatını
araştırmayın."
(Müslim, Birr ve Sıla,
30)
"Her kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve
kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini
istemediği şeylerini örterse, Allah'u Teâlâ da
kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim
müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği
birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da
onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği
hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi
içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin
ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. "
"Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da
kıyamet gününde onun ayıbını örter. "
(Ebû Dâvud, Edeb, 39)
"Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine
diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur. "
(Ebû Dâvud, Edeb, 38)
"Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten
alıkoyan kimseye müjdeler olsun"
(Aclûnî, Keşfu'l-Hafa,
II, 46)
Peygamberimiz
(sav)'in Tevekkülle ilgili sözleri
Ebû Hureyre (r.a.) Resûlullah'ın şöyle
buyurduğunu haber vermiştir: "Kuvvetli mü'min,
Allah Katında zayıf mü'minden daha hayırlı, (daha
üstün) ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her
ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan şeyi
elde etmeye çalış. Allah'dan yardım dile ve asla
acz gösterme. Başına birşey gelirse, ''Eğer
(keşke) şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!'' diye
hayıflanıp durma. ''Allah'ın takdiri bu. O, ne
dilerse yapar.'' de. Çünkü "eğer (keşke)"
kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını
açar."
(Müslim, Kader 34.
Tercüme: İsmail L. Çakan, Hadislerle Gerçekler,
Erkam Yayınları, İstanbul 1990,
s.231)
"Birşey istediğin zaman yalnız Allah'tan iste.
Yardım dilediğin zaman Allah'tan dile. Şunu iyi
bil ki bütün yaratılmışlar elbirliği ile sana bir
menfaat bahşetmek isteseler, Allah'ın sana
yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar. Yine
yaratılmışların tümü elbirliği ile sana bir zarar
vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiğinden
fazlasını yapamazlar."
(Tirmizi, Sünen, fi
sıfati'l-Kıyame, 60)
"Ey Ebû Hureyre! Allah'tan başka hiçbir şeye
ümit bağlama. Allah'a tevekkül eyle. Bir arzun
varsa Allah Teâlâ Hazretleri'nden iste. Allah-ü
Teâlâ'nın âdet-i ilâhiyyesi (işi, kânunu) şöyledir
ki; herşeyi bir sebep altında yaratır. Bir iş için
sebebine yapışmak ve sonra Allah Teâlâ'nın
yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan
ibârettir."
(Bera Ibnu'l Azib r.a.
Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)
"Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır !
Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum
sadece mümine hastır, başkasına değil : Ona memnun
olacağı birsey gelse şükreder, bu ise hayırdır:
bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır."
(Suheyb Ibnu Sinan r.a.
kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf.
208)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Tevazu ile İlgili Sözleri
Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.
Böbürleneni Allah alçaltır. Allah'ı çok ananı
Allah sever.
(İbn Mace İhya'u
Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4,
s.655)
Allah Teala Hazretleri güzeldir, güzelliği
sever. Kibir ise hakkın ibtali (hükümsüz
bırakılması), insanların tahkiri (hor
görülmesi)dir.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
24)
Kişi kendisini halktan büyük görüp uzak tuta
tuta cebbarlar arasına kaydedilir de, onların
başına gelen musibete duçar olur.
((Tirmizi, Birr 61,
(2001); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,
Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ
Yayınları, Ankara, s.28)
)
İnsanlar ya cehennem kömüründen başka bir şey
olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler,
yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan
Mayıs böceğinden daha adi bir dereceye düşerler.
Allah Teala Hazretleri sizden cahiliye kibirini
temizledi. Artık o, muttaki bir mümin veya bedbaht
bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. Adem'in
evlatlarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır.
(Ebu davud, Edeb 120,
(5116); Tirmizi, Menakıb (3950, 3951); Kütüb-i
Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr.
İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s.29)
Bir adam nefsinin hoşuna giden birtakım elbise
içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme
sırasında kibire düşmüştü ki, birden yere battı.
Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya
devam edecek.
(Buhari, Libas 5;
Müslim, Libas 49, (2088); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
32)
"Allah Teala hazretleri, bana: Mütevazi olun,
öyle ki, kimse kimseye zulmetmesin, kimse kimseye
karşı böbürlenmesin."
(Iyaz Ibnu Himar r.a.:
Ebu Davud, Edeb 48, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , sf.
360)
…Malik'e İbn Umer'den şöyle haber veriyorlardı:
Rasulullah (S): "Elbisesini kibirle yerlerde
sürüyen kimseye Allah (merhamet bakışı ile)
bakmaz" buyurmuştur.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13,
syf.5846)
...Harise ibnu Vehb el-Huzai şöyle demiştir:
Ben Peygamber(S)'den işittim: "Size cennet ehline
delalet edip bildireyim: Her zaif olan insanlar
tarafından zaif görülen (mütevazı') mümindir. O
şayet Allah bir şey üzerine yemin etse, Allah
muhakkak onu yemininde gerçek çıkarırdı. Size
cehennem ehlini de bildireyim: Onlar da her katı
yürekli, kibirli ve hileci, ululuk taslayan
kimselerdir." buyuruyordu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6537)
... Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)'den rivayet
edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu, demiştir: "Kim Allah Sübhanehu (rızası)
için bir derece tevazu (alçak gönüllülük) ederse
Allah o kimseyi buna karşılık olarak bir derece
yükseltir. Kim de Allah (rızası) hilafına bir
derece kibirlenirse Allah bu kimseyi
kibirlenmesine karşılık olarak bir derece alçaltır
ki, nihayet onu aşağıların en aşağısında kılsın."
(Mace Cilt10,
Syf.448)
... Iyaz bin Himar (r.a.)'den rivayet
edildiğine göre: Peygamber (s.a.v.) onlara bir
konuşma yaparak şöyle buyurmuştur:
"Allah (Azze
ve Celle): Birbirinize karşı alçak gönüllülük
ediniz ki hiç kimseye üstünlük taslamasın, diye
bana vahiy etti."
(Mace Cilt10,
Syf.453)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in İman ile İlgili Sözleri
Sana, arşın altından, cennet hazinelerinden bir
söze delalet edeyim mi? Şöyle dersin: "La havle
vela kuvvete İlla Billah" (Allah'tan başka ne men
edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O
zaman Allah buyurur ki: "Kulum teslim oldu ve
selamet buldu."
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
166/3)
Allah'tan başka ilah yoktur, o tektir,
şeriksizdir. Arz ve semanın mülkü O'na aittir.
Bütün hamdler O'nadır, O herşeye kadirdir." de...
Taşlanmış şeytandan Allah'a sığın.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, s.
311)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "Canım kudret elinde olan
Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe
cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de
iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde
birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi?
Aranızda selamı yayınız!"
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de
mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve
işlerinize bakar.
(Müslim, Birr, 33; İbn
Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285,
539)
"İman, kalben bilip tasdik etme, dil ile
söyleyip ikrar etme, beden uzuvlarıyla da amel
etmektir."
(Hz. Ali r.a. Kütüb-i
Sitte, 16. Cilt , Sf.
492)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Yalandan Kaçınmak ile İlgili
Sözleri
"Eğer siz, Allah ve Resulü'nün sizi sevmesini
istiyorsanız, size verilen emaneti yerine veriniz.
Söylediğiniz vakit doğru söyleyiniz, komşularınız
ile güzel komşuluk yapınız."
"Kıyamet günü Allah Katında mahlukların en
sevimsizleri yalancılar, kibirliler ve
kardeşlerine karşı sinelerinde amansız kin
besleyenler olacak ..."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt,
s.355)
"Kıyamet günü Allah kullarının en sefillerinin
şunlara bu sözle, bunlara da şu sözle gelen
ikiyüzlü kişilerin olduğunu göreceksiniz."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt, s.355; Buhari ve
Müslim'den)
"Arkadaşına söylediğin bir sözde o seni tasdik
ederken senin ona yalan söylemen büyük bir
hıyanettir."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt,
s.299)
"Kul yalan söyleye söyleye ve yalanı araya
araya Allah Katında pek yalancı yazılır."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt,
s.299)
"Yalan rızkı eksiltir."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt,
s.300)
"Allah adına and içen kişi yeminine sivri sinek
kanadı kadar (ufak bir) yalan katarsa bu yalan
kıyamet gününe değin kalbinde bir leke olarak
kalır."
(İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. Cilt, s.300; Tirmizi ve
Hakim'den)
"Sana Allah korkusunu, doğru sözlülüğü, emaneti
yerine getirmeyi, ahde vefayı, yemek yedirmeyi ve
mütevazi davranmayı, bol bol selam vermeyi tavsiye
ederim."
"Siz doğruluğa devam ediniz, çünkü doğruluk
muhakkak sahibini hayırlara eriştirir. İyilikler
de cennete hidayet eder, götürür. Doğruluğa devam
ettikçe ve doğruyu aradıkça Allah Teala'nın
indinde sıddik olarak yazılır. Yalandan sakınınız,
muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise
ateşe yani cehenneme götürür, kul yalana devam
ettikçe ve yalanı aradıkça indi İlahi'de yalancı
yazılır."
"Bir adam Resulullah (sav)'a "Cennet ameli
nedir?" dedi. Cenab-ı Peygamber de "sıdkdır,
doğruluktur, doğru söz söylemektir. Zira kul doğru
söz söyleyince iyilik yapar, lütuf ve ihsanda
bulunur, böyle lütuf ve ihsanda bulununca Allah
Teala da iman nasip edip Allah'ı tasdik eder ve
O'ndan korkup- iyi ameller ve ibadetler yapıp,
günahlardan da kaçar, böylece iman sahibi olunca
da cennete girer." Yine o zat: "Cehennem ameli
nedir?" diye sordu, Cenab-ı Peygamber de:
"yalandır, yalan söylemektir. Kul yalan söyleyince
fasık olur, facir olur, haram ve maasi (günah)
işler. Facir (günahkar), fasık olunca nimet-i
İlahiyeyi (Allah'ın nimetini) göremez, tuğyan
(bozgunculuk) eder, küfran-i nimet (nimeti inkar)
eder. Küfran-i nimet edince de cehenneme girer."
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür.
İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye
söyleye Allah Katında sıddîk (doğru sözlü) diye
yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de
cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye
Allah Katında kezzâb (çok yalancı) diye
yazılır.
(Buhârî, iEdeb, 69;
Müslim, Birr,
103-104)
Allah Teala'nın yevm-i kıyamette en mebğuz
mahluku yalancı ve kibirlilerdir ve bir de din
kardeşlerine karşı içlerinde buğz saklayanlardır,
siz bunlara mülaki olursanız siz de onlar gibi
davranın. Bunlar Allah ve Resulüne itaate
çağrılsalar gayet ağır davranırlar, şeytanın
yoluna ve emrine çağrılsalar süratle icabet
ederler.
(Mehmed Zahid Kotku,
Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.
45)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in İslam Dini ile İlgili
Sözleri
Din kolaydır. Kimse dine karşı şedid olamaz.
Zira dine mağlub düşer. (Yani dinin kolaylığına
intibak etmeli. Sıkı tutayım diyen aciz kalır.)
Hattı hareketinizi doğrultun, (hududa) yakın olun.
(Ramuz El-Hadis, 1.
Cilt, s.98)
Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin,
nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin,
ihtilafa düşmeyin."
(Hz. Said ibni Ebu
Berde r.a.) (Ramuz El-Hadis 2. Cilt, s.
510)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Kader ile İlgili Sözleri
"Bir nefse takdir edilmiş şey mutlaka olur !"
(Hz. Cabir r.a. Kütüb-i
Sitte, 16. Cilt, Sf.
499)
"Kul, hayır ve şerriyle, tatlı ve acısıyla
kadere inanmadıkça imanın halavetini bulamaz."
(Hz. Enes r.a. Kütüb-i
Sitte, 2. Cilt sf.
133)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Ölüm ile İlgili Sözleri
"Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden
önce onun için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte
akıllılar bunlardır."
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Cennet ile İlgili Sözleri
... Kadının boynundaki incilerin bir tanesi
garble(Batı) şark(Doğu) arasını aydınlatır...
Başında bulunan taçların en küçük incisi de yine
şarkla garb arasını aydınlatır.
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
99/8)
Bir kerpici gümüş, bir kerpici altın, harcı
keskin kokulu misk, döşemesi inci ve yakut,
toprağı ise za'feran olup, oraya giren mutlu olur,
umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez...
(Büyük Hadis
Külliyatı-5, s.
408/10088)
... Cennetin çakılları inci ve yakuttan,
toprağı da zâferan (safran)dır ...
((Tirmizi); Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6)
Gurfeler (cennet köşkleri) kırmızı yakut, yeşil
zebercet (zümrüt) ve beyaz incidendir. Onlarda
hiçbir kusur ve ayıp yoktur. Cennet ehli bunlara,
sizin gökte, doğu ve batıdaki parlak yıldızlara
baktığınız gibi bakarlar...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
225/6)
Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki
dışındakini, dışındaki içindekini görür...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
125/9)
Cennette gurfeler vardır. Dışları içlerinden,
içleri dışlarından görünür.
(Kütüb-i Sitte-14, s.
447/2)
Cennette bir köşk vardır. Etrafı burçlar
(hisar, kule), otluk, sulak yerlerle çevrilidir.
Beş bin de kapısı vardır...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
125/5)
Bir gün Resulullah, "Cennette öyle köşkler
vardır ki, ne kendisini yukarıya bağlayacak
çengelleri ve ne de altında direkleri vardır"
buyurdu. Bunu dinleyen Ashab, "Ey Allah'ın Resulü,
o köşklerin ehli oraya nasıl girecek?" diye sordu.
Resulullah (a.s.m.), "Onlar kuşlar misali uçarak
girecekler" buyurdu. Cennette "Reyyan" denilen bir
nehir vardır. Üzerinde mercandan bir şehir
kurulmuştur. Onun altın ve gümüşten yetmiş bin
kapısı bulunur. İşte bu, hamil'i Kur'an'a
mahsustur.
(Ramuz el-Ehadis-2, s.
326/4)
Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir
tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve
toprağı da safrandır...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
200/6)
Cennette altından bir direk ve üzerinde
zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil,
kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar
cennete yıldızlar gibi ışık verirler...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
125/6)
Cennetin içinde inciden bir saray vardır. O
sarayın içinde kırmızı yakuttan yetmiş konak
vardır. Her konağın içinde yeşil zebercedden
(zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş)
yetmiş ev vardır. Her evin içinde yetmiş taht, her
taht üzerinde de her renkten yetmiş yatak vardır.
Her evin içinde yetmiş sofra, her sofranın
üzerinde de yetmiş çeşit yemek vardır. Keza her
evin içinde yetmiş adet hizmetçi vardır...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 323/554)
Muhakkak ki cennet saraylarından bir sarayın
içinde yetmiş menzil (yer, dünya, ev) bulunur. Her
menzilde, içerisine girilmek üzere yetmiş kapı,
her kapının da diğerinden girmekte olan kokudan
başka cennet kokularından koku girer...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 323-324/555)
Muhakkak ki cennette (mümin için) içi
boşaltılmış bir tek inciden bir çadır vardır. Bu
çadırın eni altmış mil (yaklaşık 100 km) mesafe
genişliğindedir. Bunun her köşesinde (mümine
mahsus) birtakım ev halkı vardır ki onlar
başkalarını (yani birbirlerini) göremezler.
(Ancak) Mümin onları dolaşıp ziyaret eder.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 325/560)
Cennette mü'minin yüksekliği altmış mil
(yaklaşık 100 km) olan bir inci çadırı vardır.
(Büyük Hadis
Külliyatı-5, s.
408/10091)
Genişliği de öyle (yani altmış mildir). Orada
mü'minin aileleri bulunacak. Mü'min onları bir bir
dolaşacak...
([(Buhari, Müslim ve
Tirmizi); Büyük Hadis Külliyatı-5, s.
408/10092)
Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksen
bin hizmetçisi vardır. Onun için inciden,
zebercedden (zümrüt benzeri kıymetli bir taş) ve
yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye'den
San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
((Tirmizi), Büyük Hadis
Külliyatı- 5, s.
412/10114)
Muhakkak cennette bir çarşı vardır ki melekler
orayı ziyaret ederler. Orada gözlerin mislini
görmediği, kulakların duymadığı ve kalplere
gelmeyen nimetler vardır. Canımızın istediği
herşey bize getirilir. Fakat orada satılan ve
satın alınan hiçbir şey yoktur. O çarşıda cennet
halkının bazısı diğer bazısı ile karşılaşır.
Yüksek menzil ve mevki sahibi döner de mevki
bakımından kendinden aşağı derece olan kimse ile
karşılaşır. Onların içinde herhangi bir şeyi eksik
olan kimse yok ki karşılaştığının üzerine gördüğü
süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün
sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet
bürünür. Şu muhakkak ki cennette hiçbir kimsenin
üzülmesi, kederlenmesi yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 325-326/563)
Şüphesiz ki cennette bir çarşı vardır. Fakat
orada hiçbir şeyi satın almak ve hiçbir şeyi
satmak yoktur. Ancak erkekler ve kadınlar suret ve
şekilleri vardır. Binaenaleyh orada hangi kılığı
istediğinde ona girecektir
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 326/564)
Muhakkak cennette öyle çarşılar var ki orada
alışveriş yoktur. Fakat cennet ahalisi oraya
vardığı zaman taze ve parlak inci ve misk toprak
üzerine yaslanarak otururlar. Dünyada oldukları
gibi o cennetlerde tanışırlar. Dünyada nasıl
olduklarını ve Rablerine ibadetlerinin nasıl
olduğunu, geceleri nasıl ihya ettiklerini,
gündüzleri nasıl oruç tuttuklarını, dünyanın
zenginliği ile fakirliğinin nasıl olduğunu, ölümün
nasıl olduğunu ve ... nasıl cennet ahalisinden
olduklarını konuşup müzakere (ve sohbet) ederler.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 326/565)
Sidretü'l-Münteha ağacının meyvesinden her bir
meyve yarılınca içinden yetmiş iki renk ve çeşit
yemek çıkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk
ve çeşit yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 312/517)
... Cennetin meyvesindan koparınca, yerine
yenisi biter.
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
98/9)
Bir köylü Arap, "Ey Allah'ın Resulü cennetin
içinde meyve var mıdır?" diye sordu. Resulullah:
"Evet Tuba denilen bir ağaç vardır" buyurdu. O
zat: "Ya Resulullah bizim arazimizdeki hangi ağaç
ona benzer?" dedi. Resulullah: "Senin arazindeki
ağaçlardan hiçbir şey ona benzemez. Fakat sen hiç
Şam'a geldin mi? Çünkü orada ceviz denilen bir
ağaç var ki bir gövde üzerine biterek yukarısı
-yani dalları- yayılır. İşte bu ağaç Tuba ağacına
benzer" buyurdu. O zat: "Ya Resulullah, o ağacın
dip gövdesinin kalınlığı ne kadardır?" dedi.
Allah'ın Resulü: "Senin ev halkının develerinden
beş yaşına basan genç bir deve yola çıksa dibini
dolaşıp kuşatamaz da nihayet ihtiyarlığından boynu
kırılır" buyurdu. Köylü Arap: "Cennette üzüm var
mı?" diye tekrar sordu. Resulullah: "Evet vardır"
buyurdu. O zat: "O üzümün salkımının büyüklüğü ne
kadardır?" dedi. Resul-i Ekrem: "Alaca karganın
hiç durmadan bir aylık uçup gideceği mesafe kadar"
buyurdu. O zat: "O üzümün taneleri(nin büyüklüğü)
ne kadardır?" dedi. Allah'ın Resulü: "Büyük kova
gibidir" buyurdu. O zat: "Ey Allah'ın Resulu, o
üzüm tanesi beni ve ev halkımı muhakkak doyurur"
dedi. Resulullah: "Evet seni ve ev halkını ve
akrabanın ekserisini doyurur… Cennetin hurması
ağacın dibinden dallarına doğru intizamlı bir
şekilde yığılıp istif edilmiştir. Meyveleri büyük
testiler misalidir. Ne zaman bir meyve koparılsa
yerine başkası gelir. Cennetin suyu çukur olmayan
yerlerden akar. Cennet üzümünün her bir salkımı on
iki arşındır."
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 312-313/518)
Bir kişi, "Ya Resulullah cennetin içinde hurma
var mıdır? Çünkü ben hurmayı seviyorum" diye
sordu. Resulullah: "Evet vardır. ... cennet
hurmalarının altından dalları vardır. Budaklarının
başları altındandır. Altından budakları vardır.
Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduğu
elbiselerin en güzeli gibi yaprakları vardır.
Altından hurma salkımları vardır. Hurma
salkımlarının çöpü de altındandır. Altından hurma
tanesinin dibinde yapışık pul gibi şeyler vardır.
Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten
yumuşak, baldan tatlıdır."
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 315/522)
Cennetteki hurma ağacının dalları kırmızı
altındır. Sapları yeşil zümrüttür. Yaprakları ipek
gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan
yumuşak ve çekirdeksizdir.
(Ramuz el-Ehadis-2, s.
451/4)
Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil
zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları
cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun
bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi
astarlı dış elbiseleridir. Cennet hurmasının
meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten
daha beyaz, baldan tatlı, köpükten yumuşaktır.
İçinde de çekirdek yoktur.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 314)
Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir
hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: "Bundan
yeyiniz. Eğer ben bir meyvenin cennetten indiğini
söylersem işte cennetten inen meyve bu incirdir."
buyurdu.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s.
313)
Karpuzdan faydalanınız ve ona ta'zim (saygı)
ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet
tadındandır... karpuz cennet (meyvelerin)dendir.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s.
313)
Dünyada cennet meyvesine benzeyen şey ancak
muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemişi
hakkında), "Onun yemişleri devamlıdır",
buyurmuştur. Sen ise muzu, yaz ve kış senenin her
mevsiminde bulabilmektesin.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s.
312-313)
Cennet halkının ekmek katığının en faziletlisi,
en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd
olsun.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 363/654)
Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen
kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır.
(Büyük Hadis
Külliyatı-5, s.
414/10123)
Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler.
Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini
onun yanağında, aynada gördüğünden daha berrak
görür. Onların incilerinin en ednası (en küçük, en
önemsiz) şark ile garbi ışıklandırır.
... Ona giren nimete mazhar olur, eziyet
görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz.
Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz.
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6)
"Ya Resulullah! Allah Teala'nın: 'İri gözlü
hurilerdir' (Vakıa Suresi, 22) sözünü bana anlat"
dedim. "Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuşun
kanatları gibi sürmelidir" dedi. "Ya Resulullah!
Allah'ın: 'sanki o kadınlar birer yakut ve
mercandır' (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat"
dedim. "Onlar el değmemiş sedefteki inci gibi
güzeldirler" dedi. "Ya Resulullah! Allah'ın: 'O
cennetlerde iyi ahlaklı güzel kadınlar vardır'
(Rahman Suresi, 70) ayetini anlat" dedim. "Onlar
çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler" buyurdu. "Ya
Resulullah! Allah'ın: 'Onlar, toz konmamış yumurta
gibidirler' (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat"
dedim. "Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve
naziktirler" dedi. "Ya Resulullah! Allah'ın:
'Kocalarına sevimli ve birbirlerinin akranıdırlar'
(Vakıa Suresi, 37) ayetini söyle" dedim. "Onlar
dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları ağarmış
ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette
bakire, kocalarına sevimli, aşık ve bağlı,
birbirlerinin akranı kılacak" buyurdu. "Ya
Resulullah! Dünya kadınları mı üstündür, yoksa iri
gözlü huriler mi?" dedim. "Elbisenin yüzü
astarından kıymetli olduğu gibi, dünya kadınları
da hurilerden üstündürler" dedi. "Neden ya
Resulullah?" dedim, şöyle açıkladı: "Namazları,
oruçları ve Allah'a ibadetleri sebebiyle Allah
onların yüzlerini nurlandırır, kendilerine ipek
elbiseler giydirir. Onların tenleri beyaz,
elbiseleri yeşil, ziynetleri sarı, buhurdanlıkları
(tütsülükleri) inci ve tarakları altındır. Onlar
şöyle söylerler: "Biz burada ebedi kalacağız. Biz
sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sıkılmayız. Başka
aleme göçmeden hep burada kalacağız. Biz bu
halimizden memnunuz ve herşeye razıyız. Hiç
kimseye kızmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu
kendilerine eş olduğumuz ve bize eş olan
kimselere."
(Gençlik ve Ölüm, s.
422-423)
... Hurilerden her kadının üzerinde yetmiş kat
elbise vardır ki birinin rengi diğerinde yoktur.
Keza kendisine diğerinde bulunmayan yetmiş çeşit
renkli koku verilir. Hurilerden her kadın için,
inci ile süslenmiş kırmızı yakuttan yetmiş taht,
her taht üstünde yetmiş döşek, her döşek üzerinde
koltuk vardır. Hurilerden her kadın için ihtiyacı
ve hizmeti için yetmiş bin hizmetçi kız ve yetmiş
bin hizmetçi erkek vardır. Her hizmetçinin
beraberinde, içinde çeşitli yemek bulunan altından
tepsiler vardır ki müminlerden biri öbüründe
önceki kapta bulamadığı tadı, lezzeti bulur...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 333/591)
Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her Cuma
oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser,
elbiselerini ve yüzünü okşar. Bunun tesiriyle
hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliği)
artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş
olarak dönerler. Hanımları: "Vallahi, bizden
ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz
artmış!" derler. Erkekler de: "Sizler de Allah'a
kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha
güzelleşmişsiniz." derler.
(Müslim), Kütüb-i
Sitte-14, s. 433/16)
... Eğer cennet ehli kadınlarından bir kadın
yer ehline görünseydi, dünyayı ve içindekileri
aydınlığa boğar ve ikisinin arasını da güzel koku
ile doldururdu...
((Tirmizi), Büyük Hadis
Külliyatı-5, s.
409/10095)
... Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol
ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler
(kadın, eş), ebedi pek çok ve renkli güzel
elbiseler vardır. Orası yüksek, güzel ve selim
yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
170/1)
... Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan
kimse yok ki karşılaştığının üzerinde gördüğü süs
elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu
gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet
bürünür...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 325-326/563)
... Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin
meyveleri yarılır da ondan elbise çıkar...
(Tezkire-i Kurtubi-1,
s. 21)
Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil
zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları
cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun
bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi
astarlı dış elbiseleridir...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 314)
... Üzerinde yetmiş kat elbisesi olur. En
aşağısı Tuba ağacından yapılmış, gelincik çiçeği
gibi...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
99/8)
Cennette öyle bir ağaç var ki bir süvari
gölgesinde yetmiş yahut da yüz sene gider (de
bitiremez). O huld -ebedilik- ağacıdır... Cennette
bir ağaç var ki, bir kimse dört yaşına girmiş bir
dişi deve yavrusuna yahut da beş yaşına girmiş
olan bir dişi deveye binmiş olsa da sonra ağacın
dip tarafındaki gövdesini dönmeye başlasa hareket
ettiği yere ulaşmadan deve ihtiyarlayarak düşer...
Onun taze dalları cennet surlarının ötesindekilere
ulaşmaktadır. Cennetteki her ırmak muhakkak o
ağacın dibinden çıkmaktadır...
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 311/513)
Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse
yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz
şu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çağlayıp
duran su başlarındadırlar."
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 427/9)
... Tuba cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz
yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun
tomurcuklarından yapılır.
(Ramuz el-Ehadis-2, s.
313/7)
... Cennet ağaçlarının dip gövdesi inci ve
altın, yukarısı da meyvedir.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 315/523)
Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi,
altından olmasın.
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 427/10)
Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları
dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez.
(İlahi Dinlerde Cennet
İnancı, s. 54)
Cennet ırmakları, misk dağlarının yahut da misk
tepelerinin altından çıkar.
(Tezkireti'l Kurtubi,
s. 307/501)
Ehli cennetin ziynetleri, abdest suyunun
eriştiği abdest yerlerini bulur.
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
247/7)
Cennette altından bir direk ve üzerinde
zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil,
kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar
cennete yıldızlar gibi ışık verirler...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
125/6)
Cennette, yay kadar bir yer, Güneş'in üzerine
doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha
hayırlıdır.
(Kütüb-i Sitte-14, s.
429/2)
Gümüş tuğladan ve altın tuğladan! Harcı da
kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan,
toprağı da zâferandır...
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6)
Sana, arşın altından, cennet hazinelerinden bir
söze delalet edeyim mi? Şöyle dersin: "La havle
vela kuvvete İlla Billah" (Allah'tan başka ne men
edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O
zaman Allah buyurur ki: "Kulum teslim oldu ve
selamet buldu.
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
166/3)
Ehli cennetin en aşağı dereceli olanının
cennetteki mülkünü temaşası (seyretmesi, gezmesi)
iki bin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en
yakını gibi görür...
(Ramuz el-Ehadis-1, s.
113/8)
Eğer cennette olan şeylerden bir tırnaklık
miktar görünseydi yer ile gök arasını süse
boğardı. Eğer cennet ehlinden bir adam görünüp
bileziklerini gösterseydi, Güneş'in yıldızların
ışıklarını bastırdığı gibi Güneş'in ışığını
bastırırdı.
((Tirmizi), Büyük Hadis
Külliyatı-5, s.
409/10096)
Cennetliklerin başlarında taçlar vardır.
Taçtaki tek inci, meşrık (Doğu) ile mağrib (Batı)
arasını aydınlatır.
((Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili
Sözleri
Ebü Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet
edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: "Kendisini (doğrudan)
ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi
Müslüman oluşundandır."
(Tirmizî, Zühd 11.
Ayrıca bk. İbni Mace, Fiten
12)
Rivâyete göre, Nebî Salla'llahu aleyhi ve
sellem'e bir kişi: Yâ Resûlu'llah! Bana nasîhat
buyur, temennîsinde bulundu. Resûl-i Ekrem:
Gazablanma (titizlenme sakın.) buyurdu. Bunun
üzerine o kişi, Resûl-i Ekrem'e tekrar tekrar
nasîhat temennîsinde bulundu (her def'asında)
Resûl-i Ekrem: Gazablanma, buyurdu.
Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de
aleni halde de Allah'tan korkmamı, öfke ve rıza
halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de
zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da
sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene
de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma
halimin tefekkür olmasını, konuşma halimin zikir
olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doğru
ve güzel olanı) emretmemi.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
317)
Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana
kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı
söyle.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
317)
Her nerede olursan ol Allah'tan ittika et ve
kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder.
İnsanlara iyi ahlakla muamele et.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
328)
"İnsanlara güzel ahlakla muamelede bulun.
(İbni Kesir, Sire,
4:194-195; Salih Suruç, Kainatın Efendisi
Peygamberimizin Hayatı, Yeni Asya Yayınları,
İstanbul, 1998,
s.507)
Peygamberimiz (sav), Yemen'e gönderdiği
elçilerine şunları tavsiye etmiştir: "Sirke balı
bozduğu gibi, kötü huy da ameli ifsad eder."
(İbn Hıbban; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 111)
Müminin şerefi dini, asaleti güzel ahlakı,
mürüvveti de aklıdır.
(İbn Hıbban, Hakim;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s.
111-112)
Rıfk (yumuşaklık, mülayimlik) bir şeye girdi
mi, onu mutlaka tezyin eder, bir seyden de
çıkarıldı mı, onu mutlaka kusurlu kılar.
(Kütüb-i Sitte, Prof.
Dr. İbrahim Canan, cilt 7, s.
292)
" Allah'a takva ve güzel ahlak." (En ziyade
neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.)
(Tirmizi, Birr 62,
kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf.
329)
Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin
ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri
girer.
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.792
Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel
ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü
çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz
eder"
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 15/9
İmanın kemali, güzel ahlakladır.
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 344/4
Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu
erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin
balı bozduğu gibi.
(Hz.İbni Abbas r.a.)
Ramuz el-Hadis
s.215
"Sizler insanları mallarınızla memnun
edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla
hoşnut edersiniz."
Bezzar, Ebu Yala,
Taberani; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle,
Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
111
"Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü
kişiyi sever."
Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,,
s.444
"Her nerede olursan ol Allah'tan ittika et ve
kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder.
İnsanlara iyi ahlakla muamele et."
(Hz. Ebu Zerr r.a. :
Tirmizi, Birr 55 Kütüb-i sitte, 16. Cilt , sf.
328)
"Yiyiniz, tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat
bunları yaparken israfa ve tekebbüre kaçmayınız".
(Ibnu Amr Ibni'l-As
r.a. : Nesai, Zekat 66 : Buhari, Libas 1, Kütüb-i
sitte, 16. Cilt Sf. 361)
"(Şaka sırasında da olsa) haktan başka birşey
söylemem."
...Abdullah ibn Umer şöyle demiştir: Bir kimse
Peygamber (S)'e: Ben alışveriş işlerinde
aldatılıyorum, dedi. Peygamber de ona: "Sen bir
şey satın almak istediğin zaman: (İslam'da)
aldatma yoktur, de" buyurdu. Bundan sonra artık o
zat bu sözü söyler oldu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
5, syf.2225)
...Enes bin Malik (Radiyallahü
anh)'den:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet
edilmiştir:
"Sizin hiç biriniz kendi nefsi için
arzuladığını (din) kardeşi için de – yahut buyurdu
ki komşusu için de - istemedikçe (tam) iman etmiş
olamaz."
(İbni Mace/ 1. cilt/
syf.113)
... Cerir bin Abdillah el-Beceli (r.a.)'den
rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu, demiştir: "Kim yumuşaklıkla muamele
etmekten mahrum olursa hayırdan mahrum olur.
(Mace Cilt 9,
Syf.475)
"... Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan
rivayet edildiğine göre; resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurmuştur.
İslam dinine erdirilen, yetecek
derecede rızkı verilen ve buna kanaatkar olan
kimse muhakkak felah bulmuştur."
(Mace Cilt10,
Syf.415)
... Amr bin Şüayb'in dedesi (Abdullah bin Amr
bin el-As) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre;
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu,
demiştir:
"Yeyiniz, içiniz, sadaka veriniz ve
giyininiz, buna israf ve kibir karışmadıkça."
(Mace Cilt 9,
Syf.385)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Sevgi, Merhamet ve Adalet ile
İlgili Sözleri
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "Biriniz kardeşinin ahlakını (Allah için)
seviyorsa bunu kendisine söylesin.
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü
Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için
seviniz.
(Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt,
s.594)
Resulullah bir kere dua ederken şöyle buyurdu:
"Ya Rabbi! Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin
sevgisini ve beni Senin sevgine yaklaştıracakların
sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana
hararetten, susuzluktan yananların, soğuk suya
kavuşmasını istemelerinden sevgili kıl.
(İmam Gazali, Kimya-yı
Saadet, s. 594 ((2) VI/253) ((5) VI/253)
Kalbinin yumuşamasını sever misin? Yetime
merhamet et, onun başını okşa ve ona yediğinden
yedir. Kalbin yumuşar.
" Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi
kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer
maruftur."
Tirmizi, Hz. Cabir'den
rivayet etti kutub-ı sıtte, 2. Cilt
" Mümin kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir,
birbirlerini takviye ederler."
(Nesai kutub-ı sıtte,
2. Cilt , Sf. 374)
Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü
Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için
seviniz.
Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam
Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt, Çeviri: Dr.
Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.594
Allah uğrunda birbirine muhabbet eden kimseler,
O'nun gölgesinden başka gölge olmayan günde, O'unu
Arş-ı Alâsının gölgesindedirler. Kendilerine
nurdan kürsüler kurulur. Onların Rableri ile olan
meclislerine, Peygamberler, sıddıklar ve şehidler
bile imrenirler.
(Hz. Muaz İbni Cebel
r.a.) Ramuz El-Hadis
s.233
"Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de
arzular."
Buhari ve Müslim;
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 152
"Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize
yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl
eder."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
"Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret
sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü
duyguları söker atar."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
"Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin
tutmayınız, birbirinize çirkin sözler
söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz,
kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin.
Allah'ın kulları kardeşler olunuz."
Buhari ve Müslim; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 315
"Sizden önceki toplumların derdi size de
bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan
şeydir. Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe
cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman
etmiş olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz
bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 425
Mü'minler birbirlerine muhabbetli ve
hayırlıdır, evleri ve bedenleri ayrı olsa da.
Facirler ise birbirlerini aldatıcıdırlar. Evleri
ve bedenleri toplu olsa da. Ve birbirleriyle
mücadele ederler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz
El-Hadis s.233
Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af
olunasınız. Yazık, laf ebesi olanlara. Yazık
günahlarına bilerek devam edip, istiğfar
etmeyenlere.
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 70/10
Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin,
nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin,
ihtilafa düşmeyin.
Hz. Said İbni Ebu
Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997,
510/5
Allah yoluna birbirlerini sevenler, arşın
gölgesinden başka gölge olmayan o günde, arşın
gölgesindedirler. Nurdan münberler üzerinde.
Onların mekanlarına Nebiler ve Sıddıklar gıbta
ederler.
(Hz. Muaz r.a.) Ramuz
El-Hadis s.233
Allah yolunda muhabbet edenler, Arşı Alâ
etrafında yakuttan kürsüler üzerinde olurlar.
(Hz. Ebu Eyyub r.a) Ramuz
El-Hadis s.233
"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana
kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı
söyle."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317
"Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz
onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara
yakın olursanız, Allah da size yakın olur. Siz
onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz
onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz
cömert olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömert
olsun."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 17/15
"Zulümden kaçının. Zira zulüm, kıyamet günü
karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının,
zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş,
onları birbirlerinin kanlarını dökmeye,
haramlarını helal addetmeye sevk etmiştir."
Muslim, Birr 56;
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof.
Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 357
Mü'min alicenaptır ve kerimdir (Hüsnü zannı
sebebile aldanır). Facir ise hilekardır.
(Hz. Ebu Hüreyre r.a.)
Ramuz El-Hadis
s.230
Mü'min her halinde hayır üzerindedir. Ruhu,
Allah Azze ve Celleye hamd eder olduğu halde, iki
yanı arasında kabzolunur.
(Hz.İbni Abbas r.a.)
Ramuz El-Hadis s.230
Mü'min omuzları yumuşak kimsedir (iyi
geçimlidir). O din kardeşine rahatlık verir.
Münafık ise uzak durur. Ve kardeşine sıkıntı
verir. Mü'min selâm vermekte atılgandır. Münafık
ise bakar ki 0nce kendisine versinler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz
El-Hadis s.230
Maruf (iyilik) cennet kapılarındandır. Ve fena
ölümü defeder. İyilik ismi gibi iyidir. Ve dünyada
iyilik adamı olan ahirette de iyilik ehli olur.
(Hz.İbni Şihab r.a.)
Ramuz El-Hadis s.236
"Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir.
Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab'a,
siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan
öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala
katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok
korkanınızdır."
Müsned-i Ahmed b.
Hanbel, 5/411
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Sabırla İlgili Sözleri
"...Yanımda bulunan hayırdan (yani maldan)
hiçbir şeyi sizlerden alıkoymuyorum. Şu muhakkak
ki, kim (istemeyip) iffetli kalmak isterse, Allah
onu iffetli kılar. Kim de sabretmeye çalışırsa,
Allah ona da sabır ihsan eder. Kim insanlardan
müstağni olmak isterse, Allah onu müstağni kılar.
Sizlere sabırdan daha hayırlı ve sabırdan daha
geniş hiçbir atıyye asla verilmemiştir!" buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6401)
... Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile
Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış;
şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen
şeyde sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki nusret
sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla
gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki
kolaylığa asla galebe çalamayacaktır.
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
315
Sabır imanın yarısı, yakin de imanın
tamıdır.
(Hz.İbni Mes'ud r.a) Ramuz El-hadis
s.217
Haya zinettir. Takva'da keremdir. En hayırlı
binek de sabırdır. İbtila halinde insanın
musibetinin berteraf olmasını Allah'tan beklemek
ibadettir.
(Hz.Cabir r.a). Ramuz
El-Hadis s.204
Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır.
Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum,
sadece mümine hastır, başkasına değil: Ona memnun
olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır;
bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır.
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s.
208
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Kuran ve Sünnet ile İlgili
Sözleri
Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır.
En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu
vesselâm)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine
aykırı olarak sonradan çıkarılandır.
(3. Buhârî, I'tisam 2,
Edeb70)
Her çalışanda bir şevk mevcuttur, her şevkin de
bir sonu vardır. Kimin şevkinin sonu sünnetimde
kalırsa doğru yoldadır. Kim de hata eder
(sünnetimin haricinde kalır) ise o da
sapıtmıştır."
(Kütüb-i Sitte, Hadis
No: 83)
Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu
anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem: "Din nasihattir" buyurdu. Biz
kendisine: Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber
Efendimiz: "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin
yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir"
buyurdu.
Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve
öğretenlerinizdir.
(Buharî,
Fezailü'l-Kur'an 21)
Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah'a
itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse muhakkak
ki Allah'a isyan etmiştir.
(Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
482)
Kuran, Allah Azze ve Celle'nin kelamıdır. Öyle
ise Kuran sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini
yapmamak sureti ile ona tazim (hürmet) etsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/10)
Kim ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete
götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da
cehenneme sürer.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/9)
Ey kavmim, ağır olunuz. Sizden evvelki
ümmetler, bu yaptığınız şeyle helak oldu.
Peygamberlerine karşı ihtilafları sebebi ile ve
kitaplarının bazısını bazısına karıştırmaları
sebebi ile.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 450/10)
Hz. Peygamber (sav), "size emrettiklerimi
yerine getirin, yasaklarımı da gücünüz yettiğince
terk edin" buyurmuştur.
(Müslim, sf. 412; İbn
Mace, Mukaddime, 1)
Efendimiz (sav) sünnetine uyulmasını emrettiği
gibi, kendi ashabına da uyulmasını emir
buyurmuştur: "İçinizde benden sonra yaşayanlar
birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size
sünnetimi, hidayete erdirilmiş, doğru yolu bulmuş
halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim.
Ona sımsıkı sarılın, adeta dişlerinizle tutun,
sonradan çıkacak şeylerden sakının. Çünkü her
uydurma bidat, her bidat sapıklıktır."
(Ebu Davud, Sünne,
5)
"Ümmetimin fesad zamanında, unutulmuş
sünnetlerimden birini ihya edene yüz şehid sevabı
verilir"
(İbn-i
Mace)
Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz
müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitabı
ve Resulü'nün sünneti.
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
328
"Kim ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete
götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da
cehenneme sürer."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 227/9
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Duayla İlgili Sözleri
Peygamber Efendimiz Allah'a kendisine güzel bir
ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiği şöyle
belirtilir: "Allah'ım! Yaratılışımı ve ahlakımı
güzelleştir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden
uzaklaştır."
(Tırmizi, İmam Ahmed ve
Hakim'den; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle,
Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
789)
... Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım
talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira
kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana
faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı
yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir
zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da
muktedir olamazlar.
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s.
314
İcabetten emin olarak Allah'a dua edin.
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.
327
Dua ibadetten ibarettir. Allah buyurur ki:
"Bana dua edin, Ben size icabet edeyim"
(Hz.Numan İbni Beşir
r.a.) Ramuz El-Hadis
s.207
Dua, mü'minin silahıdır ve dinin direğidir.
Göklerin ve yerin nurudur.
(Hz.Ali r.a.) Ramuz El-Hadis
s.207
Ebu Musa el-Eş'ari'den şöyle tahdis etti:
Peygamber (S) şu dua ile dua ederdi:……… "Ey
Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliğimi, her işimde
israfımı ve benden daha iyi bilmekte olduğun
kusurlarımı mağfiret eyle! Ya Allah! Benim
hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliğimle
işlediklerimi, şakalarımı mağfiret eyle! Bunların
hepsi bende vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım,
sonradan yapacağım; gizlediğim, açığa çıkardığım
bütün günahlarımı Sen mağfiret eyle! Öne geçiren
ancak Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Sen
her şeye gücü yetensin!)".
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi,
Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları,
İstanbul 1987, Cilt 14 syf.6336)
" Ey kalpleri tesbit eden Rabbimiz !
Kalplerimizi dinin üzerine tesbit et."
Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında
her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir,
mükafatını da ben vereceğim". Oruç kalkandır.
Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve
kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da
çatarsa: 'Ben oruçluyum' desin. Oruçlunun
rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar
ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine
kavuştuğu andır."
(Buharî, Savm 9;
Müslim, Sıyam 163)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Temizlik ile İlgili
Sözleri
Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz
olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer.
(G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 96/2)
Câbir anlatır: "Peygamber salla'llahü 'aleyhi
ve sellem buyurdu ki: "Hilâl eylemek dişleri
arıtır, pâk eyler, diplerini sağlamlaştırır ve
ağız kokusunu güzel eyler."
(Önder ÇAĞIRAN, Tıbbi
Nebevi,1. Baskı, Boğaziçi Yayınları, İstanbul
1996)
Şüphe yok ki Yüce Allah temizdir, temizliği
sever. İkramı boldur, ikramı sever. Cömerttir,
cömertliği sever. Artık evlerinizin çevresini
temiz tutun.
(Et-Tıbbün Nebavi
s.216)
Benim ümmetim kıyamet gününde yüzleri parlak,
elleri ve ayakları nurlu olarak haşrolunacaktır.
Herkes gücünün yettiği kadar bu parlaklığı
arttırsın.
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Aileyle İlgili Sözleri
"... (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet
edildiğine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu:
"Sizin en hayırlı olanınız, ailesine
en iyi olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım."
(Mace, Cilt5,
Syf.461)
"Allah'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli
olmalarını istediğiniz gibi siz de onların
aralarında adaletle davranınız."
G.Ahmed Ziyaüddin,
Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul,
1997, 13/10
"Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün
bir miras bırakamaz."
Kütüb-i Sitte,
Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara,
s.512
"Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini
güzel yapın..."
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2.
cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.515
"En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve
ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır."
Nesai, Tirmizi ve Hakim'in de
yaklaşık anlamda rivayetleri vardır.; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.105
"En hayırlınız, hanımlarına en hayırlı
olanınızdır. Ben hanımlarına karşı sizlerin en
iyisiyim."
Tirmizi; Huccetü'l
İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s.10
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Dünya Hırsından Kaçınmak ile
İlgili Sözleri
Malı toplayıp da harcama hususunda cimri
davranma ki Allah rızkını senden keser, saklayıp
elinde infak etmeksizin tutma ki Allah da senden
meneder.
(İbn-i Kesir,
Peygamberimizin Şemaili Mu'cizeleri, Temel
Neşriyat, sf. 87)
Zenginlik, mal ve metaın çokluğundan değildir;
fakat zenginlik gönül zenginliğidir.
(Sünen-i Tirmizi
Tercemesi Cilt: 4, Sf:
195)
... Ata Ebi Rebah şöyle demiştir: Ben ibn
Abbas'dan işittim, şöyle diyordu: Ben
Peygamber(S)'den işittim, şöyle buyuruyordu: "Adem
oğlunun iki vadi dolusu malı olsa, muhakkak bir
üçüncüsünü ister. Adem oğlunun iç boşluğunu
(hırslı gönlünü) topraktan başka bir şey
dolduramaz. Allah (ihtirastan) tevbe eden kişinin
tevbesini kabul eder".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6373)
... Ben Abdullah ibnu'z Zubeyr'den Mekke'de
minber üzerinde hutbe yaparken işittim; o şöyle
diyordu: - Ey insanlar! Peygamber (S) şöyle
buyurdu: "Eğer Adem oğluna altın ile dolu bir vadi
verilseydi, o kendisine ikinci bir vadi
verilmesini arzu ederdi. Şayet kendisine ikinci
bir vadi verilse, üçüncüsünü isterdi. Adem oğlunun
iç boşluğunu ancak toprak kapatır. Allah da
(hırstan) tevbe eden kimsenin tevbesini kabul
eder".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6374)
"... (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet
edildiğine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu:
"Sizin en hayırlı olanınız, ailesine
en iyi olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım."
(Mace, Cilt5,
Syf.461)
…. Hakim ibn Hızam şöyle demiştir: Ben
Peygamber(S)'den istedim; O da bana verdi. Sonra
yine istedim, O da bana verdi sonra yine istedim,
yine verdi. Bundan sonra: "Bu mal…."
Buyurdu.
……….Peygamber (S) bana: "Ya Hakim!
Şüphesiz bu mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu
malı nefis güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o
mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır.
Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa,
mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi
yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına
tutulmuş) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden
hayırlıdır!" buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6376)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Güzel Söz Söylemekle ile İlgili
Sözleri
Ebu Hureyre, Peygamber (S)'den, "Güzel ve hoş
söz sadakadır" buyurduğunu nakletmiştir.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13, syf.6013)
... Adiyy ibn Hatim şöyle demiştir: Peygamber
(S) ateşi zikretti de ondan Allah'a sığındı ve
yüzünü ondan çevirdi. Sonra yine ateşi yani
cehennemi zikretti, ondan sığındı ve yüzünü
döndürüp çevirdi……..
- "Sizler tek hurmanın
yarısı ile, bunu da bulamayan güzel bir sözle de
olsa ateşten korununuz" buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt
13 syf.6013)
…Ebu Hureyre, Rasulullah (S) şöyle buyururken
işitmiştir: "Kul bazen içinde ne olduğu belli
olmayan (yani kötülüğünü ve ne sabit olacağını
düşünmeden) bir söz söyler de, o söz sebebiyle
ateşin içinde, güneşin doğduğu yer ile battığı yer
arasında daha uzak bir derinliğe kayıp gider!".
(Sahih-i Buhari, Cilt
14, syf.6405)
"... Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet edildiğine
göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu,
demiştir:
'Birinizin oruç günü olduğu zaman
sakın çirkin söz söylemesin. Ve cehaletin
gereklerinden bir şey işlemesin. Eğer bir kimse
ona karşı cahilce davransa; Ben oruçlu bir adamım,
desin.'"
(Mace Cilt4,
Syf.592)
"... İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine
göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu
demiştir:
Bir (mü'min) kulun sırf Allah
rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke
yudumundan Allah katında sevap bakımından daha
büyük bir yudum yoktur."
(Mace, Cilt10,
Syf.462)
Peygamber
Efendimiz (sav)'in Eşitlik ile İlgili
Sözleri
Peygamberimiz (sav) insanları ırka ve renge
göre değerlendirme anlayışının basitliği üzerinde
durmuş ve Veda Hutbesinde Arap kavmine hitaben
şöyle söylemiştir: Soylarla övünülmez. Araplar,
Arap olduklarından Acemlerden; Acemler de, Acem
olduklarından Araplardan üstün sayılamazlar. Çünkü
Allah Katında en yüce olanınız, ona karşı
gelmekten en fazla kaçınanınız (en takvalınız)dır.
Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir.
Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab'a,
siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan
öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala
Katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok
korkanınızdır.
(Müsned-i Ahmed b.
Hanbel, 5/411)
Sizin şu soyunuz-sopunuz kimseye üstünlük ve
kibir taslamaya vesile olacak şey değildir. (Ey
insanlar)! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Hepiniz
bir ölçek içindeki birbirine eşit buğday taneleri
gibisiniz… Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve
takva müstesna üstünlüğü yoktur. Kişiye kötü
olması için; başkalarını yermesi, küçük görmesi,
cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması
yeter.
(Müsned-i Ahmed b.
Hanbel, 4/158, İbnu Kesir,
4/218)