Deprem Nedir ve Nasıl Oluşur?
Deprem yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin , aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir.
Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12km derinliklere kadar uzanan elastik kısımda, üst kabuk içinde meydana gelmektedir. Bu derinlikten daha derinliklerde sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, krip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm'lik yer değiştirme yüzyıllarca birikir ve büyük bir deprem meydana gelir. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Yaşadığımız ülkenin %92'sinin aktif deprem kuşağında olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu da bilinmektedir. (http://www.deprem.gov.tr/depremnedir/depremnedir.htm)

Dolayısıyla böyle bir sonun bizden hiç de uzak değildir. İnsanların kendilerinden uzak gördüğü her felaket, Allah'ın dilemesiyle aslında her an yaşanabilir. Allah'ı düşünmeden yaşanan her durum, kişiyi Allah'tan ve O'nun merhametinden biraz daha uzaklaştırmaktadır. Bunu engellemekse insanın aklını ve vicdanını kullanmasına bağlıdır.
Unutulmamalıdır ki; deprem en yıkıcı felaketlerin başında gelir. Son bir yıl içinde dünyadaki felaketlerde ölen dört milyon kişinin iki milyonu deprem sonucu hayatını kaybetmiştir.
Çin'de gerçekleşen 27 Temmuz 1976 tarihli 7,8 şiddetindeki Tangshan depremi bu yüzyılda gerçekleşen en ağır bilançolu deprem olmuştur. Resmi açıklamalara göre 255.000 kişinin öldüğü depremde tahmini can kaybı 655.000 kişidir. Bu depremin neden olduğu tahribat, Hiroşima'ya atılan atom bombasının neden olduğu tahribattan 400 kat daha fazladır.
1965 yılında Alaska'da meydana gelen ve tam 4 dakika süren 9,2 şiddetindeki depremin çevreye verdiği zarar da oldukça büyük olmuştur. ( http://www.geop.itu.edu.tr/sismoloji/bilgi/en_buyuk.html)


1923 yılında Tokyo'da meydana gelen 8,3 şiddetindeki deprem ise , bu yüzyılda Japonya'yı vuran en büyük depremdir.140 binden fazla kişinin öldüğü deprem sonrası çıkan yangınlar da ölü sayısının bu kadar yükselmesinde son derece etkili olmuştur.
Deprem felaketini en yakından tanıyan ve sık sık bu felaketle karşı karşıya kalan yerlerden olan Japonya'nın sahip olduğu üstün teknolojiye rağmen 1995 yılında Kobe'de yaşanan, 6500 kişinin öldüğü ve 35000 kişinin yaralandığı deprem de diğer depremler gibi Allah'ın kullarına birer hatırlatmasıdır.
( http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/99/08/22/dunya/01dun.htm )
Yüce Rabbimizin, kulları için yarattığı kaderde, her şey satır satır yazılıdır. Bu depremlerin gerçekleştiği şehirlerde yaşayan insanlar, Allah'ın dilemesiyle buralarda doğmuşlar ya da buralara gelmişlerdir. Depremin olacağı zaman da, yer de yine yüce Allah'ın katında belirlenmiştir. Allah, her işi evirip çevirendir. İnsanın aklından çıkarmaması gereken ise, yerdeki, gökteki ve ikisi arasındaki her şeyin tek sahibi olan Allah olduğu ve insanın Allah'ın vereceği felaketlerden hiçbir şekilde güvende olamayacağıdır.
O ülkeler halkı, geceleri uyurken,onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
(Veya ) onlar ,Allah'ın tuzağından güvende mi idiler? Allah'ın bir tuzak kurmasından,hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz. (Araf Suresi,97-99) |
Depremlerin Artması Ahir Zaman Habercisi mi?
Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.
Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı yanılgısına kapılan bazı insanlara ise, 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir zarara yol açmıştır. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.( Time , 6 Şubat 1995, "Economic Aftershock")
Tüm bu olaylar Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak… (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar. (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız günler yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak… (Kıyamet Alametleri, s. 146)
Anlaşmazlıklar ve sık sık depremler vaki olacak…. (Kıyamet Alametleri, s.166)
Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine göre 1999 yılında, yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde resmi açıklamalara göre tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.(US Geological Survey National Earthquake Information Center , "Earthquake Facts and Statistics", 2000, http://wwwneic.cr.usgs.gov/neis/eqlists/eqstats.html)
Geçmişe baktığımızda deprem sayısının çok az olduğunu görürüz. ABDJeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nin raporlarına göre 1556-1975 arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen 6.5 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685'tir.( U.S. Geological Survey (ABD Jeolojik Araştırma Kurumu)
http://neic.cr.usgs.gov:1711/neis/eqlists/ )
Kuşkusuz bu rakamlar Hicri 1400 yılının başından itibaren depremlerin sayısındaki artışı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Depremler, kasırgalar, yıldırımlar ve seller gibi doğal afetlerin artmasının, Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislere göre, kıyamete yakın dönemde yaşanacak olan ahir zamanın habercisi olması kuvvetle muhtemeldir.
Kuran'da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiye işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran'ın 99. Suresi'nin adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi'dir. Sekiz ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve Allah'ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:
Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
Ve insan: "Buna ne oluyor?" dediği zaman,
O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8) |
Ahir Zaman İle ilgili makaleler okumak için bkz
|